Advert

Gizem Özdilli, Minik Kuş’a konuştu..

Uzun süre ekranlara ara veren Gizem Özdilli suskunluğunu Minik Kuş’a bozdu. Yaptığı çalışmalarla ilgili sorularımıza yanıt veren Özdilli, yeni yılda sevenleriyle buluşacağını ifade etti.

Gizem Özdilli, Minik Kuş’a konuştu..
Gizem Özdilli, Minik Kuş’a konuştu.. Minik Kuş

İlk önce yarışma programında gördüğümüz Özdilli ardından sosyal faaliyetlere de verdiği destekle herkesin takdirini topladı. Görme engelli çocuklara destek olmak için düzenlenen etkinliğe katılan Özdilli, piyasaya çıkardığı kitaptan elde ettiği gelirin bir kısmını da buraya bağışlayacağını söyledi. Milli manken olmasına rağmen neden meslektaşları gibi moda ve tasarımcı olmadığına da açıklık getiren Gizem Özdilli, çocukluğunun kendilerine ait lokantada geçtiğini yemek yapmanın genetiğine kadar işlediğini, insanlara yemek tariflerini paylaştıkça bundan mutluluk duyduğunu söyledi.

Yarışma esnasında sizi üzen kişiler oldu. Bu anlarda “keşke yarışmaya katılmasaydım” dediğiniz oldu mu?

Keşke katılmasaydım diye bir şey asla demedim. Ben her zaman tarzımı ve karakterimi korudum. Bunun karşılığını da birinci olarak aldım. Kimse beni üzmedi. Herkesle arkadaşlığımı belirli bir seviyede sürdürerek yarışmayı başarılı bir şekilde tamamladım.

Uzun süre ekranlara ara vermiştiniz. Yarışma teklifini duyduğunuzda neler hissettiniz?

Ekranlara ara vermek benim kişisel tercihimdi. Bu arada kendi kişisel gelişimime vakit ayırdım. 2 başarılı yemek kitabı çıkardım. Yemek konusunda ilerlemek istedim. Yarışma teklifini aldığımda moda bana çok uzak olmadı için heyecanla kabul ettim.

Yarışma bitmesine rağmen bazı yarışmacılar yeni sezonlara da dahil ediliyor. Tekrar aynı teklif gelse düşünceniz ne olur?

Ben ilk defa katıldım ve birinci oldum. Tarzımı ve kendimi gösterdim. Çok yorucu ve yoğun bir süreç, bundan sonra ki dönemde ‘ Aşkın Lezzeti’ yemek kitabımın tanıtım çalışmalarına kaldığı yerden devam edeceğim.

Okurlarımızdan gelen yorumlara göre yarışmada güzellik, kıyafetten daha önemli. Hatta sizin kazanmanızda güzelliğinizin katkısının çok olduğu söyleniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Aslında bence ikisi doğru orantılı, ama ben sadece güzel olduğum için kazandığımı düşünmüyorum. Çok büyük bir emek harcandı. Her gün farklı konseptler, farklı tarzlar oluşturuldu. Bunların doğrultusunda jüri’ nin ve halkın takdiri ile birinci oldum. Bu da beni çok mutlu etti.

Yarışma ile birleşmiş isim olan değerli tasarımcı Nur Yerlitaş’ın jüride olmasını istermiydiniz? Eğer juri üyelerinde bulunsaydı sizin tarzınız ile ilgili nasıl yorum yapardı?

Tabi ki istedim, kendisini çok severim. Eminim o da beğenirdi ama yeri gelince de lafını sakınmazdı. :)

Milli manken ünvanına sahip bir model olarak, neden meslektaşları gibi modacı veya tasarımcı olmayı değilde mutfak alanında kendinizi görmek istediniz?

Çocukluğum ailemin lokantasında geçti. Yemek pişirmeye olan yeteneğimin genetik olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden benim tercihim mutfak oldu. Yemeklerimi aşk ile yapıyorum. İnsanlarla tariflerimi paylaştıkça bundan mutluluk duyuyorum.

Sosyal sorumluluk projelerinde ünlü kişileri çok fazla göremiyoruz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Öyle herkesi göremiyoruz demeyelim aslında çok da destek olanlar var çok da farkında olanlar var. Bunu gizliden gizliye yapanlarda var ama tabi ki yeterli değil. Aslında her tanınan insanın sadece sanatçının da değil herkesin bir dernekle faydası ve toplumsal yararı olan bir oluşumun içinde olması gerekiyor. Bir kere bu kalben bir mutluluk huzurluluktur. Arkanızdan bir kitle sürüklediğiniz zaman bir farkındalık oluşturmuş olursunuz bunun bilincinde olmak da önemli ve buna inanıyorum.

Katıldığınız “Parıltı Gözleri Görmeyen Çocuklar Derneği” projesi hakkında bilgi verebilirmisiniz.

Özellikle 0-6 yaş grubunda Türkiye’de ilk kez bu kardeşlerimizin eğitim ve ihtiyaçlarının giderilmesi doğrultusunda kurulan bir dernek. Ama bu yeterli mi ? Değil tabi ki ne kadar çok destek gelirse ne kadar çok bu dernek güçlenirse o kadar çok engelli insana faydası olacaktır. Ben şu anda isminin duyulmasında daha fazla duyulmasında bir aracıyım diyebilirim. Ne mutlu ki bana sizler buraya teşfik ettiniz. Bu konuyu gündeme getireceksiniz daha çok insan duyacak bu derneğin daha çok telefonları çalacak belki bağış yapmak isteyenler olacak, belki eksiklerini gidermek isteyenler olacak bu dernekten başka bir derneği hatırlayıp o derneğin kapısı çalınacak. Aslında bunlar domino taşı gibi bizlerden başlayıp sizler vasitasıyla bütün topluma yayılıyor.

Peki engelli öğrencilerin, ailelerin bilinçlenmesi konusunda vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Evet tabiî ki bu çok zor bir şey tabi ki benim bu konuda haddim değil şöyle davranın, böyle davranın bu bir sınavdır aileler içinde çünkü bilemezsiniz kapıdan çıkınca da her an herkes engelli adayıdır. Bu sınavı tabi ki kuşkusuz büyük bir acısı da vardır ama bu sınavı güçlenerek evladınıza gelecek hazırlayarak vermek zorundasınız. Ve bu aileler bunun farkında olarak bu tip derneklere mutlaka müracat etmeli ki destek alsınlar. Çünkü insan ne kadar güçlü olursa olsun, canından bir parça evladı ile ilgili bir konu can yakıcı bir konu ama bunu güçlü bilir kişilerle destekleyerek güç birliği yaparak atlatabilirler.

Ülkemizde engellilerin yaşamış olduğu konulara değinirsek genel olarak oluşan sorunlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Değinelim ahhhh en basiti şu yolların yapıldığı yerlerde çiviler o çivilerin üstüne araba park edenler o çivilerin üzerine kocaman kocaman saksılarla dükkanının reklamını koyanlar yani bir bu buna bile dikkat edemiyorsak ben deli oluyorum ve bir grup arkadaşla biz o arabaların oraya park edenlerin fotoğraflarını çekip facebook’ta yayınlıyoruz direk plakası ile birlikte ve altına da hakikatten ağzımıza geleni yazıyoruz. İlk başta bu minik şeylere dikkat edersek, zaten ondan sonra algımız açılacaktır. Deriz ki bir dakika benimde başıma gelebilir, sevdiğimin başına gelebilir, her an her şey olabilir yada hiçbir şey olmasa bile manevi anlamda insanı rahatlatan bir şeydir destek olmak. İnsanların birbirine kol kanat germesi yardıma ihtiyacı olan her ne varsa her kim varsa bir şeyler yapmaya sürükler o yüzden içsel insanın kendini eleyip süzgeçten geçirmesi lazım. Hiç bir şeyi umursamadan sadece kendi merkezinde kendimiz için yaşarsak bir gün yapayalnız bir şekilde kalırız ve bizimde kapımızı kimse çalmaz. Yani siz bana ben size muhtacız. Birbirimize destek olmamız şart bunun başka yolu yok.

Yeni bir kitabınız çıktı gizem hanım kitabın gelir kısmının bir kısmını bu derneğe bağışladığınızı da biliyoruz. Kitabın içeriği ile ilgili kısaca bilgi verebilir misiniz?

Aşk hikayesi kıvamında yemek tarifleri var. Niye aşk derseniz, aşkın lezzeti, aşık olduğunuz zaman yaşadığınız duygular çok kuvvetlidir. Ayrılırsınız aradan belirli bir süre geçer ama ayrıldığınız kişinin yüzünü bile unutursunuz atıyorum bir on sene sonra fakat size yaşattığı duyguyu unutmazsınız. Sizi aldattıysa o acıyı her seferinde hatırlarsınız. Size çok güzel bir an geçirttiyse hep onu hatırlarsınız. Kişiler değişir olaylar değişir ama duygular hep hafızada kalır. Yemek yaparken de ben o duyguyu vermeye çalıştım yani annenizin yemeğini asla unutamazsınız belki çok daha güzel yemekler yediniz, yaptınız ama anne yemeği diye bir gerçek var işte o duygusal bir bağdır. O yüzden duygu ile yemek pişirmeyi birleştirince Aşkın Lezzeti çıktı.

Daha önce yapmış olduğunuz bir açıklamada ‘Koca olmadan çocuk olmaz demiştiniz’ özel hayatınızda şuanda özel birisi var mı ?

Ne güzel konular konuşuyorduk dedim ki tam sevdiğim söyleşi tipi, en güzel konulara değindi şimdi sen çıktın raydan. Bilemeyiz onu bir ben bilirim bir kalbim bilir diyim. Ama açıklamamın arkasındayım evlilik olmadan aile kurumu kurulmadan hem kanunlarımıza göre , hem Allah katında o şekilde çocuk yapmam. Bütün çocuklar benim çocuğum nasılsa gelirim Parıltı’daki çocuklarla birlikte olurum ama aile birliği, aile düzeni, kurulmalı ki çocuğun ilk başta huzur, mutluluğu, sağlığı açısından kendimi düşünüp böyle bencilce bir şey yapamam.

gizem özdilli minik kuş mkmagazim röportaj
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Yaşam Koçluğu
Yaşam Koçluğu
Tiyatro Ak'la Kara - 'On Küçük Zenci'
Tiyatro Ak'la Kara - 'On Küçük Zenci'
Akademisyen bir 'Yastıkaltı' hikâyesi..
Akademisyen bir 'Yastıkaltı' hikâyesi..