Advert

Ediz Hun: 'Sanat çok güzel, çok çalışmak gerekiyor'

Minik Kuş Ekibi Türk sinemasının yüzlerce filme imza atan aktörlerinden Ediz Hun’u Büyükada’da ziyaret etmiş.

Ediz Hun: 'Sanat çok güzel, çok çalışmak gerekiyor'
Ediz Hun: 'Sanat çok güzel, çok çalışmak gerekiyor' Minik Kuş

Ediz Hun, "Deseler ki 'Hayat senin için tamamlandıktan sonra tekrar ne olmak isterdin?' Bilim adamı olmak isterdim. Bilimsel çalışmalar, laboratuvar çalışmaları beni çok cezbeder" diyerek konuşmuş.

Türk sinemasının yüzlerce filme imza atan yakışıklı, romantik, çevreye ve yaşama duyarlı "jön"lerinden olan, Diş Hekimliği, Çevre Bilimleri ve Biyoloji dallarında akademisyenlik de yapan Ediz Hun, Minik Kuş Ekibine hayallerindeki mesleğin bilim adamı olduğunu söylemiş.

İlk kez tiyatro sahnesine çıktığı Agatha Christie'nin gerilim - polisiye türündeki romanından uyarlanan "On Küçük Zenci - And Then They Were None" oyunuyla başarılarına bir yenisini ekleyen usta sanatçı, sinema ve tiyatro ile alakalı da özel açıklamalarda bulunmuş.

Sinemayla tiyatro arasında çok büyük fark olduğunu söyleyen Ediz Hun, “Tiyatro canlı olarak icra edilen bir sanat dalı. Bir müzisyen kemanını seyirciye karşı nasıl en dikkatli, hassas şekilde yaratıcılığıyla ortaya sergiliyorsa tiyatroda da öyle. Ama sinemada öyle değil, iş bitince herkes birbirine Allahaısmarladık der kendi hayatına doğru yolunu alır. Daha sonra bir bütünleşme, hep birlikte yemek yeme, o günkü oyunları kritize etme gibi bir şey yok. Tiyatroda bittiği zaman canlı bir şekilde seyirciye hitap ederek selamlama, alkış, eksik olmasınlar ayağa kalkıp alkışlıyorlar ve biz tekrar reverans ediyoruz. Daha sonra hep birlikte grup olduğumuz için gidip bir restorana o günün oyununu kritize ediyoruz. Yüksek derecede kimyasal reaksiyonlar oluyor tiyatroda. Ben onu müşahede ettim. Başta adrenalin, laktik asit, hidrokortizon, dopamin salgılıyor. Bunlar zaten sizi biraz bitap düşürüyor, manevi bir boşalma halinde oluyorsunuz. Bir yere gidip bir kahve ve çay içiyorsunuz ancak kendinizi toparlıyorsunuz. Topluca birlikte olma arzusu ortaya çıkıyor. Ben mesela 4-5 cümlelik tiradım var, bir tane cümleyi söylemiyorum. Sanatçılar farkında ama seyirciler fark etmiyor. Ben oyun bittiği zaman niye söylemedim diye kendi kendimi yiyorum. Bunu akşam mutlaka halletmem lazım. Adım Ediz ama içimde de bir Ediz var. Beni yöneten. O diyor ki 'Bunu mutlaka halletmen lazım.' Tiyatro çok ilginç, tiyatro çok heyecan verici. Siz dediniz ki filmler iş yapıyor, kuyruklar oluyor... Tamam ama biz filmin tamamlanmış halini bilmiyoruz. Biz sadece sadece çektiğimiz sahneleri hatırlıyoruz. Montaj masasında tamamlanan film üretiliyor, arttırılıyor gönderiliyor sinemalara. İş yapar mı yapmaz mı? Onun da farkında değiliz” diyerek konuşmuş.

Yapmadığım iş kalmadığını söyleyen Ediz Hun, “Yaradanın bir lütfudur. 1963’te bu sinema camiasına girdim ve deneyimim olmamasına rağmen hemen başrol verdiler ve onu başarmaya çalıştım. Esasen sinema sanatçısıyım ama bana deseler ki 'Hayat senin için tamamlandıktan sonra tekrar ne olmak isterdin?' Bilim adamı olmak isterdim. Bilimsel çalışmalar, laboratuvar çalışmaları beni çok cezbeder. Dünyada daha çözülememiş birçok sorun var. Mesela bu çıkan koronavirüsün aşısını hala bulamadılar. Ben zaten biyokimya okudum ve üniversitede ekoloji dersi veriyorum. Sanat çok güzel, çok çalışmak gerekiyor. Bu tiyatroda benim başarılı olup olmadığımı söylemem benim mümkün değil. Bunu takdir edecek olan seyirciler. İzleyicilerin kanaati önemli. Ben kendi kanaatimi kendi egom doğrultusunda kendimin olumlu bakışına doğru yöneltebilirim. Ben çok çalıştım. 24 saatin 7 saatini uykuyla çıkarın, geri kalan 17 saatin 2 saatini yemek vs. çıkarın 15 saatini çalışmakla geçirdim. Eşime, 'Berna beni unut, bazen çay, kek getir, ben çalışacağım beni unut.' dedim. Büyükada'da da evim var benim. Motorla adaya giderken dahi o teksti çalıştım. Çalışmayla olur. Ülkelerin kalkınması da çalışmayla olur. Tembellik geriye sardırır sonra da geriye götürür. Üniversitedeyim. Her sene bir zafiyet görüyorum. Açık söylüyorum, zayıflama var. Ailelere de söylüyorum. Çalışmazsan olmaz. Beyin alıyor onu” diyerek üretmenin ve çalışmanın insana büyük güç verdiğini söylemiş.

ediz hun büyükada minik kuş
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X

Notice: Undefined variable: time_q in /home/mkmagazin/public_html/theme/default/main.php on line 1480
Haftanın yerli yapımı: Love 101 / Aşk 101
Haftanın yerli yapımı: Love 101 / Aşk 101
Medeni İngiltere ve Fransa..
Medeni İngiltere ve Fransa..
'Kral Lear' oyununda 'Patolojik Kardeş Kıskançlığı'
'Kral Lear' oyununda 'Patolojik Kardeş Kıskançlığı'