Advert
Advert

Medeni İngiltere ve Fransa..

Saartjie Baartman nam-ı diğer Sarah, 1789’da Khoi Khoi Kabilesi’nin (Khoikhoi - Hotanto) genetik özelliklerini, belirgin bir şekilde taşıyarak dünyaya gelmiştir.

Medeni İngiltere ve Fransa..
Medeni İngiltere ve Fransa.. Cem Özer
Bu kabile kadınları, tarlada çalışırken bebeklerini kalçalarında taşıyarak iş yapan kadınlardı.
Yani büyük kalçalara sahip anatomik yapıları, onları kendi toplumları içerisinde beğenilir ve tercih edilir yapıyordu.

Sarah'ın yaşadığı yıllarda Avrupa'da kölelik, hala resmi olarak yasaldır.
Sarah annesini hiç görmez, babası tarafından büyütülür.
Ancak babası da İngiliz ve Hollandalıların koloni mücadelesi esnasında çıkan çatışmada öldürülür.

Pieter Cesars adındaki siyahi bir tüccar, onu Cape Town'daki çiftliğinde hizmetçi olarak çalıştırır.

Henüz genç bir kızken sömürgeci Hollandalıların ilgisini çeker ve Alexander Dunlop adındaki bir askeri doktor tarafından, çok para kazanacağı hayaline inandırılarak, 19 yaşındayken Avrupa'ya götürülür.

Saartjie Baartman hiçbir Avrupalı'ya kesinlikle benzememektedir.
Ait olduğu kabilenin genetik özelliklerini taşıyan kadının 1.60 boyu, oldukça çıkıntılı büyük kalçası ve sarkmış devasa bir cinsel organı vardır.

Böylece Sarah'nın İngiltere'deki kâbus gibi hayatı da başlar.

1800'lerin tercihi olarak bir ucube şeklinde, panayırlarda ve sirklerde sergilenen Saartjie Baartman, çok kısa sürede çok çok ilgi çekmiştir.

Avrupalılar'ı birçok yönden hayrete düşüren vücudu, aslında kabilesinde değer verilen bir özelliktir.
Dar kıyafetler giydirilerek, yüzü renk renk boyanan, tüyler takılarak dans ettirilen kadın, kendisini izleyenler tarafından sürekli hakaret, sataşma ve tacize maruz kalır.

Para karşılığı yapılan gösterilerde büyük kalçalarını ve cinsel organını izleyenler ona hakaret eder, taciz eder; kalçasının gerçek olup olmadığını anlamak için, ellerindeki cisimlerle dürter, iğne batırır.

Topraklarından kopartılan kimsesiz bir köleden, ülkenin en çok konuşulan ünlüsüne dönüşüverir.

Posterleri asılır, adına operalar düzenlenir, çeşit çeşit gösterilere malzeme olur, karikatüristlerin favori konusuna dönüşüverir.

Sarah, Londra'daki dört yılından sonra Paris'e götürülür.
Burada gezici bir sirkin, vahşi hayvan terbiyecisine satılır.

Vücudu bilim adamları tarafından incelenir.
Onun vücudu üzerinden değerlendirmelerle Avrupa ırklarının üstünlüğünü öven bilimsel makaleler yazılır.
Paris'te kendisine her yönden hakaret eden beyaz insanların, karanlık fantezilerinin kurbanı olur. Para karşılığı erkeklere satılmaya başlanır.

Bu durum insanoğlunun ne kadar ikiyüzlü olabildiğinin bir ispatıdır.
Bir kadın değil, bir hayvan gibi gördükleri bu Afrikalı ile cinsel ilişki yaşamak için birçok beyefendi koşarak sıraya girer.

Saartjie Baartman, 1816 yılında bir alkolik olarak Paris'te ölür.

Ölümünün üzerinden 24 saat geçmeden vücudu Napolyon'un cerrahlığını da yapan, doğa bilimci ve zoolog George Cuvier tarafından resmen doğranır.

Cinsel organı ve beyni çıkarılarak Musee de l'Homme'da (İnsanlık Müzesi) sergilenir ve vücudunun içi doldurularak 1976'ya dek halka açık bir şekilde sergilenmeye devam eder.

Henüz 23 yaşındayken alkolizm ve yaşadığı acıların etkisiyle hayatını kaybederken, zengin biri olarak vatanına geri dönme hayalleri son bulmuştur, ama ölüm bile onun için huzur anlamına gelememiştir.

Bu zavallı genç kadının ölüsü dahi insanların elinden kurtulamamıştır. Meşhur kalçası ve cinsel organı kesilmiş, özel sıvılarla dolu özel kavanozlarda saklamıştır.

Avrupalıların eğlencesi olduktan sonra, bilim insanlarının elinde bir deney hayvanına dönüştürülmüştür.

Vücudunun geri kalanı da mumyalanarak 1976 yılına kadar Paris'te bir müzede sergilenmeye devam etmiştir. 1994 yılındaki Güney Afrika genel seçiminin ardından Başbakan Nelson Mandela, Fransa'dan, bir depoya kaldırılan Sarah'nın vücudunun teslim edilmesini istemiş ve vücudu ancak 2002 yılında teslim edilmiştir.

Bedeninden geriye kalanlar, doğumundan yıllar sonra doğduğu topraklara kendi halkının gelenekleriyle gömülmüştür.

19. Yüzyıl boyunca ırkçılığın en önemli ve iğrenç konularından birisi olmaya devam etmiş ve siyah kadın cinselliğinin aşağılanmasına alet edilmiştir.

İnsan hakları ve kadın hakları kuruluşlarının önemli bir referansı haline gelen Saartjie Baartman'ın yaşamı, makalelere, kitaplara, filmlere konu olmuştur.


İçiniz ezildi değil mi?
Bu alıntıyı niye mi yaptım?

Herbirimiz kendini doğru, karşısındakinin yanlış olduğunu düşünüyor.

Aşırı bir örnek bu belki ama insan bu noktaya bir anda gelmez.

Ama... fakat diye diye gelir.

Fikren, dinen, yaşam tarzı olarak, davranış olarak bize benzemeyenle, beğenmiyorsak ilgilenmemek, karışmamak yerine, kendi normlarımıza göre yargılayıp, ötekileştirip, ucubeleştirip Sarah'laştırıyoruz.

Kolay değildir insanlara yargılamadan yaklaşmak.

Bakın önyargı demiyorum, herhangi bir yargıdan söz ediyorum.
Nelson Mandela Sarah Saartjie Baartman Khoi Khoi Kabilesi Tüccar Pieter Cesars Cem Özer Makale Oku
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Haftanın yerli yapımı: Kırmızı Oda
Haftanın yerli yapımı: Kırmızı Oda
Gözlerinizi kapattığınızda kalbinize odaklanırsınız
Gözlerinizi kapattığınızda kalbinize odaklanırsınız
Josef Bieder'in yıldızının parladığı an..!
Josef Bieder'in yıldızının parladığı an..!